Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

            "Ölüm uykusuna yatmış milletlerin tarihleri yoktur. Olsa olsa mitolojik zorbaların veya kahramanların büyüleyici çehre-lerinin cirit attığı kabusları veya rüyaları vardır."

         Değerli "Nida" okuyucu-ları 54. Sayımızda da sizlerle ilgi-nizi çekeceğini umduğumuz ko-nuları paylaşmaya çalışacağız. Şu ana kadar (nasipse bundan sonra da) kendinden emin ve istikrarlı çizgimizle bir çok coşkuyu, mü-cadeleyi, sıkıntıyı sizlere "Nida" ettik. Çoğu insanın yaz mevsi-miyle beraber girmiş olduğu "yaz uykusu"na zamanımızın olmadığı bilinciyle, her anımızı ibadet kıl-manın bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz.

         İnsan çoğu zaman çevre-sine ve arkasına dönüp şöyle bir bakmalı. Konuşulan konular, ya-pılan icraatlar ve gösterilen tepki-ler neler, daha önce nasıldı, bu gün nasıl ve olması gereken ne-dir? Bunlara vereceğiniz yanıt si-zin toplum hiyerarşisindeki konu-munuzu da ortaya koyacaktır.  "Mutlu azınlığın" vereceği yanıt gayet ehven olacağı gibi "mutsuz çoğunluk"un vereceği yanıtta hiç iç açıcı olmayacaktır. Konuşulan-ların da zam, enflasyon, kriz, boy-kot gibi yüzeysel konular olduğu-nu göreceksiniz. Tabii ki bunlar ne kadar konuşulsa da bir seçimle aslında hiçbir şeyin değişmediği-ni başa gelen aktörlerdeki aynilik-te gösterecektir. Rabbani düsturu hatırlayınız: "(siz) nasıl iseniz öy-le idare olunursunuz."

Tabi tüm bunların içerisinde şöyle bir kendimize dönsek ve o dillere pelesenk ettiğimiz "İslami Hareketler(!)" in hal-i pür melali nedir? Yoksa varoluşsal sorunlar yaşayan gençlik ve travmaya namzet beyin/zihinlerle beraber "yaz tatili"ne mi girildi? Böyle ise o "zafer randevusundaki yerimi-zi" bir başka bahara ertelemiş ola-cağız herhalde! Kıvılcımını Kita-bullah'tan alan bir müslümanın durması diye bir şey söz konusu olabilir mi?

Hani karşı cenaha ait bir söylem vardır: "Düşünce namu-su" olmak! Yaptıklarınızla söy-lemlerinizin örtüşmesi.

Ne zaman ki; Kur' an' i olan söylemlerimiz amellerimizle ör-tüşür,

Ne zaman ki; ana-babalar, çocuklarına kapitalist mücadeleyi değil; İslami mücadeleyi aşılama gayretine düşer,

Ne zaman ki; O Kur' an' i ifa-deyle "içimizdeki beyinsizler yü-zünden" yaşadığımız badireleri iktisat ibadetine vesile kılarsa! iş-te o zaman bir şeylerin geliştiğin-den bahsedebilirsiniz. Yoksa yu-karıda Malik bin Nebi' nin dediği gibi "mitolojik kabus"larla uğra-şırsınız.

Peki çözüm ne olmalı? Çö-züm Üstad Sait Çekmegil' in dedi-ği gibi "İmanın Hakikati ve İsla-mın Gerçeği"ni anlamak! Bu nasıl olacaktır? Allah'ın va'di bizlere güvence vermektedir şu beyanı ile: "Ey iman edenler, eğer Allah'a ittika ederseniz O, size iyi ile kö-tüyü ayırt edecek (bir ferasetle furkan) verir, suçlarınızı örter, sizi yarlığar.."(8/29)  

Tabii ki Rabbimizin bizleri böyle bir ülfete nail kılması sizde Kur-an'dan müteşekkil olan itika-dınızla olacaktır. Kur'an-ı Mübin-de de zikredildiği gibi şeytanın müdahalelerine maruz kalacaktır. Çoğu zaman -Bahattin Bilhan'ın kaleme aldığı gibi- Aldatıcı sizi Allah ile de aldatma yoluna baş-vuracaktır. Mücadelesinin, uğra-şının, görevinin künhünde olan bir "Dava Adamı"nın bunların hiçbirine adanmayacağı da bir gerçektir. Siz ivmenizi Rabbani o-landan değil, kitlelerin aldatıcı kalabalıklığından aldığınız tak-dirde sorun daha da kronikleşecek ve "Keyfiyetten ziyade Kemmi-yeti önemser" olacaksınız. Kur-'an-ı Kerimde her ne kadar çoğun-lukların yanılmışlığından bahset-se de bu Müslümanların ne kadar uğraşsalar didinseler de her za-man bir azınlık olmalılığı manası-na gelmemelidir. Çünkü kemiyet keyfiyeti düşürücü bir unsur de-ğildir. Lakin bu gün içerisinde bu-lunup laçkalaşmaya yüz tutmuş toplumumuzda hiçbir değişimin olmayacağı manasına gelmez. Değişim bildiğiniz gibi salt şek-liyle nötrdür. Ve bizde bu deği-şimde en çok etkisini göstererek Sanayi Devrimiyle başlayıp, Tan-zimatla bir kültür olarak yer bulan "Modernizmi" bir başlık ve müş-takları, aynı zamanda da "Yıldız Ramazanoğlu" hanım ile bir de-ğerlendirelim dedik.  Bazen öyle manasız durumlarla karşı karşıya kalıyorsunuz ki; tıpkı Sartre' nin Marksist olduğunu kabul edipte "tabiat diyalektiğini reddedişi gibi Müslüman olduğunu söyle-yip İslam'dan olmayanları İslam 'dan kabul edenlerle karşılaşabi-liyorsunuz. Tüm bunlar tabii ki Rabbani yolla aşılacaktır. O da hayatınızı an be an daimi ve her tarafı kazanç olan ticarete adaya-rak olacaktır.

Her anınız mücadele, her sö-zünüz hak (doğru) olması temen-nisiyle bu ayda sizleri dergimizle başbaşa bırakıyoruz.

Selam ve Dua ile...