ERDEM ŞENTÜRK
“Onlar
isledikleri her hangi bir kötülükten bir-birlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı.
Gerçek-ten,onların yapmakta oldukları ne kötü bir şeydir.”
Maide/79
Rıdvan-Hayatım boyunca hiç bozuşmadığım
bir arkadaşım var.
Emin - Hayret doğrusu, nasıl
başarabiliyorsun bunu?
Rıdvan- Bu hayreti değil, takdiri
gerektiren bir güzel davranıştır.
Emin - Ben katılmıyorum bu görüşünüze,
sa-lim akıl sahipleri de asla katılmazlar böyle bir şeye,
Rıdvan- İnanın Emin bey,beni
şaşırtıyorsu-nuz. Tefsire veya tercümeye ihtiyacı olan sözlerini-zi biraz
açarsanız belki sizi anlayacağım.
Emin - Bu sorunuzda samimi iseniz izah
ede-yim, değilseniz kapatalım burada
Emin beyin sözlerindeki “samimi iseniz”
keli-meleri üzmüştü Rıdvan'ı. Niye böyle bir şüphesi olsun ki, gerçekten samimi
olduğu için de üzerinde durmadı
.
Rıdvan- İsminizin Emin olduğu kadar
benim de samimi olduğumdan emin bulunmanızı rica ederim dostum. Gerçekten
anlayamadım ve şaşır-dım.
Emin - Peki.,inanırım sana Rıdvancığım.
Kırk beş yaşında olduğunuzu biliyorum. Naci Beyle ise ta mahalleden başlayarak
30 senelik ahbaplığınız, arkadaşlığınız olduğuna ve aranızda hiçbir kırgın-lık
ve dargınlığın olmadığını söylüyorsunuz. 0ysa Naci bey hayatı tenakuzlarla dolu
bir insan. Benim arkadaşlığım yok onunla ama çelişkili hayatına uzaktan
şahidim.
Emin bey susmuştu, Rıdvan ise bu
kadarcık izahtan bir şey elde edememişti. Şaşkınlığı devam ediyordu. Ama o
sustuğuna göre belki de sormasını bekliyordu ve sordu:
Rıdvan-Mesela nedir bu tenakuzlar? Hem
ol-sa bile banane bundan, dostluğumuzun idamesine bir engel olmaz ki bu.
Emin - Önce bir tesbit yapalım, Naci
bey Müslüman olduğunu söylüyor.
Rıdvan- Gayet tabii , elbette ki
müslüman ca-nım.
Emin - Ben de öyle biliyorum. Namaz
kılma-dığı da bir gerçek bununla beraber. Sizin onunla dostluğunuzda bir
gerçek. Benim de, senin de, he-pimizin de hataları var elbet ve olacak da.
Lakin Naci beyin büyük günahlarla hayatını sürdüren bir insan olduğunu da siz
söylemiştiniz. Bi'namaz ha-liyle birlikte haram içkileri kullandığı ve daha
bir-çok çirkin işlerle hep haşir-neşir olduğu da yer yer sizin ifadelerinizle
malum bir gerçek.
Rıdvan- Evet,evet bütün bunlar doğru,
ama bunların dostluğumuza mani olabileceğini hiç dü-şünmedim ve düşünmem de.
Emin - Bu güne kadar bir kere olsun,
niçin Na-maz kılmadığını, sizce bilinen çirkin işlerinden bir tanesini olsun
terk etmesini hatırlatmak, tavsiye et-mek gibi bir davranışınız oldu mu? öyle
ya senin dostun, ahbabın görüşüyorsunuz, böyle bir ikaz ba-na düşmez ki.
Rıdvan-Hayır olmadı.Hem kocaman adam
banane canım.Camilerin kapıları da açık.
Emin - Cami kapıları açık dursun, o
ayrı bir husus burada konu olan senin durumun. Sen bütün bunlardan,dostunun bu
tür yaşantısından hiç rahat-sız olmuyorsan gayet memnun ve sıcak bir alakay-la
dostluğunuzu devam ettiriyorsun.
Rıdvan- Eh..Ne yalan söyleyeyim buna da
doğru demek lazım.
Emin-Hep doğru demeyin canım, biraz
anti-tez olun,belki benim yanıldığım noktalar alabilir. Böyle bir tesbit sizin
lehinize olur. Aksi halde diya-logumuz hep sizin aleyhinize gelişiyor.
Rıdvan-Doğruların karşısına çıkmak,
inatla. sürdürmek küçüklük telakkilerimden biridir. Bunu benden istemeyin
lütfen.
Emin-Bak buna sevindim.Sizinle
anlaşacağı-mıza dair bir ışıktır bu. Size muamma gibi gelen görüşlerimi biraz
daha sarahate kavuşturmanın ye-ridir şimdi.. İnsanların ekserisinde kendi
şahsında bulunmayan güzellikleri ve bulunan-gözüken çir-kinlikleri
söylediğinizde rahatsız olurlar. Bunu ne kadar güzel kelimelerle,ne kadar
yumuşak ve cen-tilmen davranışlarla ifade ederseniz ediniz kabul ettirmeniz güç
bir iştir.Size kızması darılması mümkündür. Siz böyle bir davranışa bir kerecik
ol-sun teşebbüs etmeyince dostluğunuz da elbette ga-yet güzel devam edecektir.
İşte sorun burada dos-tum. Sizde yukarda saydığımız kötü haller yok, in-sani
vasfınızı güzel korumuşsunuz, toplumun pek çok çirkeflerinden , uzak
durmuşsunuz, bunu tak-dir ederim, ancak bir husus var ki,bu güzelliklerin o
dostunuzda da olmasını niye arzu etmiyorsunuz?
Rıdvan-Niye etmeyeyim canım,önüne duran
mı var, o da yapsın.
Emin- Arzu ettiğini bir kere olsun
arkadaşına söyledin mi?
Rıdvan- Hayır,hayır hiç söylemedim.
Emin-İşte size bunu soruyorum, nasıl
oluyor da yıllarca birlikte olup arkadaşlığınızı sürdürdü-ğünüz bu kimseyi
güzel olduğuna inandığınız ve sizin yaptığınız işlere niye davet etmediniz?
“Hem topal ile gezen aksar” diye bir sözümüz var bizim. O söz gereğince, siz zamanla ona
uyabilirsiniz, siz onu güzele çağırmayınca o sizi kendine benzetebi-lir. İşte
sizdeki yanlışlık burada başlıyor. Aslında bu sizin hatanız değil sadece, bütün
bir cemiyetin çoğu bu ahlak ile yetiştirilip, eğitiliyorlar. Bu kayıt-sız
kalışa bir mütefekkir, “Nebati Ahlak” de-miş.Yani birbirlerine hiç karışmama,
müdahale et-meme halinin adı. Bu onlar için tabiidir. Yanı ba-şında baltalanan
bir çam ağacının bir diğerinin mü-dahale edememesi pek tabiidir. Bu onlara
mahsus-tur. Çünkü yaratılışları öyledir. Ama insan öylemi olmalı ya. İnsan
çirkin vakalara şahit olduğu zaman sorumluluk oranında müdahale etmeli, edebilmeli.
Güzel olarak benimsediği doğruları dostlarında da arzu etmeli, bunu ona
söylemeli, en güzel bir lisan-la anlatmalı. Neticesi şu olur ki, gaflette olan
uya-nıp ta doğruları kabul eder, ya da dostlukları uzun sürmez. Her dostluğunda
her şeye rağmen yıllarca devamı şart değildir.
Dostlukların ancak müşterek ve doğru gayeler üzerinde devamı önemlidir.
Rıd-vancığım, Kitabımız Kur'an dan bir ayet mealen şöyle: “Onlar işledikleri
her hangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Gerçek-ten
onların yapmakta oldukları ne kötü bir şey idi!.”Maide/79
Rıdvan-Ne yalan söyleyeyim abi, beni
öyle bağladınız ki, evet demeye mecburum.
Emin- İnsan içinde bulunduğu havanın
bo-zukluğunu fark etmezse, ona alışmıştır. Dışardan gelen biri bunu derhal fark
eder. Kötülüklerin için-de yüzen birinin de bunu bilmemesi mümkündür. Onun
uyarılmaya ihtiyacı vardır. Onun muhtaç ol-duğu da yakınında bulunanlardır, bu
belki de sen-sin, çünkü sen görüyorsun, biliyorsun şahit oluyor-sun.
Rıdvan-Çok teşekkür ederim, gerçekten
doğ-ru söylediğini kabul ediyorum.