Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

KİMSE SİZİN YERİNİZE DÜŞÜNMEZ...

AH, HERKES KENDİNE BİR AYNA TUTABİLSE...

                                                                                             YILMAZ KUZUCU   

Öyle evler var ki, hıncahınç fayda sağla-mayan eşyalarla dizayn edilmesine rağmen, posta kutularından günlük bir gazete veya aylık bir dergi alma mutluluğundan bihaber. Günlük olaylardan, toplumların sorunlarına eğilmeyen bu sade vatan-daşlar, hayatlarını rutin işlerin gölgesinde sürdürüp giderler. Ta ki yaşanan hadiseler kendi kapılarını çalıncaya kadar." (Nida)

         Yıllar önce, ABD'de demir yollarının kesişen raylarında çivi çakarak çalışan işçiler vardı. Bir gün,bir adam, duran trenden iniyor ve bu işçilerden biriyle konuşup sonra gidiyor. Daha sonra başka bir işçi gelip o adama diyor ki: "Tren yolu  işletmesi-nin başkanı burada seninle konuşmak için niçin durdu? Onu nereden tanı-yorsun?" Adam cevap ve-riyor: "Otuz  yıl kadar ön-ce işe, aynı gün ve bugün yaptığımız işi yaparak baş-lamıştık." Bu sözlere adam şaşırıyor. "İkinizde aynı iş yaparak mı başladınız? Nasıl olur? Şimdi o şirke-tin başkanı ve sen hala çivi çakıyorsun." İşçi şu cevabı veriyor: "Ben saatte elli sent için çalıştım, o şirket için çalıştı."

Bir hanım anlatı-yor: "Geçen mağazada yer ve cam silen iki Türk genci gördüm. Sabahın soğu-ğunda titreyerek çalışmaları ve durumları gözleri-mi yaşarttı, çekinmesem şöyle diyecektim; "Kar-deşim siz sakat mısınız, akılsız mısınız, hadi baba-larınız yol ve dil bilmiyorlardı, ya siz! Almancanız var, burada her türlü meslek imkanı, burs ve umsc-hulung (işsizlik maaşı alarak sonradan bir meslek bitirmek) imkanlarını niye değerlendirmiyorsu-nuz?

Günübirlik ve dar düşünmeyen anne ve ba-balar evlatlarını gelecek yeni bir çağ için hazırlar-larsa ancak, ağırlığımız ve etkinliğimiz artar. En büyük karlı, hayırlı yatırım onlara yapılandır. O za-man işçinin çocuğu işçi olur ön yargı ve haksızlık-larına maruz kalmazlar. İtilmezler, dışlanmazlar, e-lit kesimden ayıklanmazlar. Alan el değil veren el olurlar da başarılı ve hatırı sayılır bir lobimiz olur. Bunlar, sıkışınca baş vurulacak işler değildir.

Artan işverenlerimize paralel yüksek okul okuyan kaliteli öğrencilerimiz de artmalı. Eğitim yurtlarımız çoğalmalı; kısa değil uzun vadeli getirirsi ve faydası düşünülmeli.

         Burada yarım yüzyıla yakın hür, bağımsız ve her imkana sahip milyonlar olarak artık fikir a-damımızı, yazarımızı, siyasetçi hatta ilahiyatçımı-zı, eğitimcimizi içimizden çıkarabilmeliyiz. Bu-nun için dernekleşme, sivil toplum örgütleri art-malı ve onlar arasındaki diyalog ve irtibat gelişti-rilmelidir. Gaye ve hedefin bir olduğu yerde fark-lılıklar ortadan kalkmalıdır. Birimizin ak dediğine öbürümüz kara dersek "O" yaptı diye hasetlenir, aleyhinde göndermeler yapıp hatta bazı yerlere jurnalleyerek köstek o-lursak daha köleliğe uzun yıllar gönüllü adayız de-mektir. Aynı düşünme-yenlere bile güçlü bir "partner" muhatap ge-rektiği düşünülürse, ha-sitlik ve köstek duyguları kontrol altına alınabilir. Yıldırım paratonörlerin-den bile enerji üretilebil-diği gibi düşmandan bile faydalanılabilir.

         -Eğer güçlü olmak istiyorsak farklı da olsak birbirimizle itişmeyi değil ilişkiyi geliştirmeliyiz.

         -İlla ateş bacayı sarınca, evlerimiz yanınca, ço-cuklarımız kaybolunca mı sosyal-sivil dayanışma-ya ve diyaloga, lobi arayışına koşacağız.

         -Aslında bahane ve laf üretmeyip herkes söyle-diğini bir uygulasa karşısındakine doğru bir adım atabilse, çok şeyleri değiştiririz. İş işten geçmeden farklılıkları aşıp, kısır tartışmaları bırakıp aklımızı başımıza alalım ki, burada kazandıklarımız kay-bettiklerimizin karşılığı olmasın.

Unutmayalım, bir millet sadece para kaza-narak yaşayamaz.

Selam  size...  Würzburg'dan...