Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

                         BİR  FİKİR İŞÇİSİ “CEMİL MERİÇ”

AHMET FATİH

Bir çok yazar vardır, tanımak için bir veya iki kitabını okumak kafidir. O okumuş olduğunuz kitaplardan sonra neşrettiği kitaplar diğerlerinin müştakıdır. Buna rağmen öyle yazarlarda vardır ki; kendisiyle tanışma, konuşma fırsatı bulamadığı-nızdan kitaplarıyla söyleşir, yazarın kabul etmekte zorlandığınız satırlarında kavga bile edersiniz ço-ğu zaman!..

Bir yazarı tanımak o kadar kolay değildir. Onu belki okuyabilir, kitaplarını devirebilirsiniz! Fakat kimi yazarları “anladım” diyebilmek çok zordur. Hele bir de bu çok yönlü bir mütefekkir Ce-mil MERİÇ ise!.. O' nun duygularını, düşünceleri-ni, sıkıntılarını bir sayfada ifade etmek hakikaten olanaksızdır. Cemil MERİÇ 12.12.1916 tarihinde, Hatay'ın Reyhanlı kasabasında doğdu ve diğer ço-cuklardan farklılığı onun o kalın gözlüklerinde ve hiçbir zaman elinin altından ayırmadığı okul harici kitaplarındaydı.

Cemil MERİÇ kendisini bir mektubunda şöyle tasvir eder.

“Ya Reyhaniye kahvelerinde ömür çürü-ten, vaktiyle lisede okuyan ve çalışan, fakat istidadı olmadığı ve nefsinde atalete ihtimal bulunduğu i-çin vazgeçen basit, adi bir genç veya gözlerini, ha-yatını hakikat uğruna feda ederek, nesl-i âti destan-larına bir zafer ve fedakârlık numunesi olacak ha-kiki bir insan.

Cemil Meriç, yukarıda çizdiği tiplerden i-kincisi olmak, hayatını okumak, öğrenmek ve öğ-rendiklerini etrafındakilere öğretmeye adamayı tercih etmiştir. Yabancı Diller Okulundan mezun-dur. Bir ara Elazığ’da Fransızca öğretmenliği ya-par, oradan ayrılmak zorunda kalır ve hayatını ka-lemiyle, yaptığı tercümelerle kazanmaya çalışır. 1946 yılında İstanbul Üniversitesi'nde Fransızca okutmanı olarak işe başlar ve tam otuz iki yıl bura-da hizmet vererek 1974'te emekli olur. Henüz 38 yaşında iken görme kabiliyetini kaybeder. Cemil Meriç körlüğü kitap okumak ve araştırmanın haya-tındaki vazgeçilmezliğinden dolayı kabulleneme-miştir.

         Cemil MERİÇ aynı zamanda öğretmen ol-ması ve bilgilerini paylaşmayı sevdiğinden dolayı öğrencileriyle arası çok iyidir. Öğrencileriyle arası çok iyidir. Yöntemi kayıtsız, poltikasız, ideoloji-siz, sağsız, solsuz olarak öğrencilerini bir düşünce-yi tartışmaya alıştırmaktır. Fikri münazaralara çok önem gösterdiğinden dolayı da kendisi (fikirleri/ tartışma platformları)na ilgi duyan öğrencilerine ö-zel ilgi gösterir ve onlara hiçbir maddi kaygı güt-meden dersler verir.

         Her cenahı okuyan ve saplantılı olmaya ta-hammül edemeyen biridir Meriç. Kendisini diler-seniz kendisine bırakalım; “...Ben herhangi bir ta-rikatın sözcüsü değilim. Yani ilan edilecek hazır bir formülüm yok. Derslerimde ve konuşmalarımda da tekrarladığım ve darağacına kadar tekrarlayaca-ğım tek hakikat: Her düşünceye saygı.”(Jurnal 28.4.1964)

         Bir çok cenahın kitaplarını okuduğu için her düşünüre yapıldığı gibi ona da bir takım yakış-tırmalar yapılmamış değildir. Mesela Hint misti-sizmini incelerken “sağcı”; “Saint Simon” araştırı-lırken de “solcu” denmiştir. Kendisi şöyle ifade et-mektedir. “Ben hayatımın delikanlılık çağından bu yana düşüncelerimde hiçbir değişiklik yapmadım. Yani soldan hareket ettiğim de, sağda karar kıldı-ğım da yanlış bir değerlendirmedir. Hiçbir zaman sol da olmadım, sağ da. Böyle bir sınıflama, sokak-taki adam için geçerli olabilir. Ömrünü düşünceye adayan, Eflatun’dan Marx'a kadar her düşünce adamını sevgi ve saygıyla selamlayan, bütün dinle-re, bütün mezheplere saygılı bir kimsenin herhangi bir kilise de barınabileceği nasıl düşünülebilir!..” (somut) Tabii ki tüm bunları söylerken kendisinin yanılgıları olmadığı manasına gelmeyeceğini ken-disinin yanıldığı fikirler karşısındaki “kabul” o-yunda rahatlıkla görebiliriz.

         Cemil Meriç; edebiyat vadisinde ona ter-cüman olan Andre Jid'in “Herhangi bir bahsi, siz-den daha iyi yazabilen bulunduğuna eminseniz kı-rın kaleminizi yazmayın” ilkesiyle her zaman ha-reket etmiştir.

         Cemil MERİÇ ve hayattaki yeri ise; “... Monografi, tenkit, edebiyat tarihi imzamı taşıyan her yazıda ben yaşıyorum. Bütün bu nevi ler kendi-mi anlatmak için bir vesile. Bir Balzac'ın, bir İbn Haldun'un, bir Machiavelli'nin arkasına gizleniyo-rum, kendimi yaşıyorum onlarda, kendi öfkemi, kendi ümitlerimi, kendi ümitsizliklerimi...? (Ma-ğaradakiler, s.324)                  Devamı 27.Sayfada

         Makale ve araştırmalarıyla tanınan Meriç' in yayınlanmış eserleri ve çevirilerinden bazıları:  “Saint Simon (1967 )”;  “Urmandan Uygarlığa (1974 )”; “Mağaradakiler (1978 )”; “Bu Ülke (1985 )”; “Jurnal ( 1992 )”; “Kırk Ambar ( 1980 )”; “Bir Facianın Hikayesi ( 1981 )”!..

         Okuma özelliği ve fikirleriyle örnek alınması gereken nadide insanlardan biri olan Meriç bir “fikir işçisidir.”