Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

                                                          DAVA ADAMI

SEMRA KÜRÜN

Öncelikle dava kelimesine baktığımızda: “Bir kimsenin başkasından mahkeme huzurunda hakkını istemesi, adaletin yerine getirilmesi için mahkemeye baş vurma.

         Bizim işleyeceğimiz dava ise bir hakkı sa-vunmak, muhafaza ve müdafa etmek için sahiplen-mektir.

         Dava adamı ise inandığı ilkeler uğrunda can, mal ve kısaca tüm benliğiyle kendini bu uğur-da feda edendir.

         Her dinin bir destekleyicisi, müdafisi ve uğrunda can verenleri vardır. Ve tarihe kanlarıyla imzalarını atmışlardır. Ama bu atılan imza, dökü-len kan eğer Allah için değilse, verdikleri mücade-leleri kendileri için ebediyette bir kazanç ve men-faat temin etmeyecektir.

         Dava adamı ot gibi yaşamaktan uzak, sa-hip olduğu değerleri koruma uğrunda kuşanıcı ve kuşatıcı özelliğe sahiptirler. Ama biz inanan kişiler olarak her konuda olduğu gibi bu konuda da yüce dinimiz İslam uğrunda dava sahibinin sıfatlarından ve davayı ayakta tutan ilkelerden bahsedeceğiz.

         Her ne kadar bu dinin sahibi ve koruyucu-su Allah'sa da, o yüce Allah bu dinin bekçiliğini kendisine iman eden müntesiplerine bırakmıştır. Ve bu yüce davaya bekçilik gibi bir kutsal görevle onları yüce şereflere eriştirmek istemiştir.

         Evet, hakkın yaşayabilmesi, hakim olması dava erlerinin gayret ve çabaları neticesinde varlı-ğını sürdürecektir. Ve bunun içinde bütün İslami düsturları kuşatıcı özelliği kazandı-rıcı olması sebebi ile Allah'a en sevimli ol-mak isteyen, dava adamı olmaya bakmalı-dır.

         Dava adamı Allah'tan başka ilah tanımamanın; dini hayatı yaşamak, yaşat-mak ve yaymak için her türlü fedakarlığa katlanmanın; batıl inanç, anlayış ve davra-nışlara karşı başkaldırmanın; her yerde ve her zaman halkla irtibatta bulunup hep onu savunmanın müdafisi olagelmiştir.

         Dava adamı dinç, dinamik, gözü pek inançla yoğrulmuş, cihad ruhuyla ku-şanmış gönüllü erlerdir.

         “Dava erleri toplumun ruhuna can veren temiz kan gibidir.”

         Dava erleri toplumların bekasının en sağ-lam teminatıdır. Bu yürekli erler her türlü düşman-ca ses ve soluklara karşı hassas kulaklar gibidir. Gerektiğinde davasını müdafaa etmede tereddüt etmeden kendilerini feda edebilirler.

         Evet dava erleri toplumların en gür sedala-rıdırlar. İslama vurulan en ufak darbeye karşı ko-yandır. Mukaddes düşünceler uğruna gözünü bu-daktan sakınmayan, düşmanlarla hesaplaşmaya hazır bu gönüller Allah'a karşı verdikleri sözü yeri-ne getirme kararında ve azmindedirler.

         Dava adamı alelade bir insan değildir. O her şeyden önce bir dava ve mefkure sahibidir. Bu bakımdan diğer müslümanlara  nazaran daha derin tasavvurlara, daha geniş düşünce ve ileri görüşlere sahiptir. İçinde bulundukları toplumu aydınlatıp insanlığı yükseltme uğrunda ellerinden gelen fe-dakarlığı yaparlar.

         Hasılı dün, bugün ve yarın ki mücadele meydanlarının kahramanları, idealleri uğrunda sa-bır ve azimle, cehalet ve düşmanla başlattıkları sa-vaşta mücadele verirler. Bu çetin yolda yürürken de kimseden ilgi beklemeksizin sadece Rabbinin rıza-sına taliptir. Onun savaşı “yeryüzünde fitne kalma-yıp din tamamıyla Allah'ın oluncaya kadar” müca-deledir(8/39). Bununla yeryüzündeki her türlü tağuti hakimiyet ve sultalara karşı koyup, la ilahe illallah davasını hakim kılmaktır.

         Onun hedefi insanın önüne yığılan putların sahteliğini ortaya koyup hakikati idraklere sun-maktır.

         Günümüzde insanın insana boyun eğdir -diği sistemlerde insanlar mallarını, canlarını acıya ve zulme heder ettirilmekte.

         Evet, bir toplumda dava erleri yoksa o top-lumda basit menfaatler uğruna neler yapılmaz ki. Bir toplumda dava erleri yoksa o topluma Allah'ın ihtarı ve ikazı şudur. Enfal/25 “Geldiği zaman içi-nizden yalnız zalimlere mahsus musibet olmaya-cak olan fitneden sakının.” M. Akif: “Misyonerler gece gündüz çalışırlar / acaba oturup vahyi ilahiyi mi bekler ulema” diyerek dava adamlarının sessiz-liğine işaret etmektedir.

         Allah birilerinin işlediği günah yüzünden günahsızları cezalandırmaz. Fakat aralarında gü-nah işlediğini görür ve men'e kadir oldukları halde menetmezlerse o zaman müstesna. A.ibn Hanbel C.4, sh.192

         Onlar ki, Allah'ın ahkamını tebliğ ederken sadece Allah'tan korkar, başka hiç kimseden kork-mazlar. Onlar için Allah kafidir.

         “Zaafa uğramayın, üzülmeyin eğer inanı-yorsanız mutlaka üstün gelecek olan sizlersiniz.” Ali İmran/139

         Dava eri İslam mücahitleri çıkartılan en hayırlı ümmettir. Bu ilahi müjdedir. 3/110

         Dava adamı, halkın çağrısına kulak asma-dığı için kızması ve onları terk etmesi düşünüle-mez. O bir hikmet olarak cereyan eden Yunus (as) kıssasından ibret alandır.

         Dava adamı ihlas sahibi, cesurdur, kahra-mandır ve fedakardır, şura sahibidir. O kendini de-ğil davasını ve davasının izzetini düşünür. Bu uğur-da kimi şehit kimi gazi olur ama neticede Allah'ın rızası ve cennet vardır.

         Davadan kaçmanın sebepleri vardır. Bir müslüman, dava adımının önemini kavrasın da da-vadan kaçsın; bu büyük bir gafletin rehavetin esiri olup dünyayı çok sevmekten meydana gelmekte-dir.

         Bugün rejimin nimetiyle beslenip büyüyen ve onun küfür potasında yoğrulan, insan olma ve insanca yaşama haysiyetini kaybeden nesil kuru toprağın yağmuru beklediği gibi dava adamını bek-liyor.

         Davasını bilemeyiş insanı kimliksizleştiri-yor.