Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

               İSA’(as)IN     İNİŞİ

        Zaman zaman bazı insanların ,isa(as), peygamber olduklarını iddia etmeleri üzerine yoğunluk kazanan hz.Meryem  oğlu İsa’nın ,Allah katında diri ve yeryüzüne ineceği hususu ,insanlar arasında tartışma konusu oldu. Kimileri akıl ve mantıklarını ölçü alarak ,böyle bir şet olamaz,İsa peygamber herkes gibi ölmüş , bir daha dirilemez  ve gereği de yoktur diyorlar. Kimileride Buhari ,Müslim ve diğer bazı hadis kitaplarından nakledilen sahih kabul edilmiş hadislere dayanarak ,ve bu konuda akıllarını hakim mevkiine koymadan hz. İsa’nın hayy(diri) olduğu ve yeryüzüne ineceğini söylüyorlar.

       İsa(as) nın  doğuşu ilahi bir mucize olduğu, o gün insanlar onu kabul edip etmeme konusunda imtihan edildiği gibi ölümü veya yeryüzüne diri olarak inişi konusunda da sanki imtihan edilmektedirler.

       İsa(as)ın öldüğü, dolayısıyla yer yüzüne inmeyeceğini söyleyeler; bu güne kadar alışılmamış, akıl üstü bir olay olarak gördükleri içinse yanılıyorlar. Çünkü Kur’anı Kerim böylesi olaylardan haber vermektedir. Örneğin;Kehf/25-26-11yıllarca Allah ashabı kehfi uyutuyor, beşerilik kayıtlarından azade olarak nice yıllardan sonra onları ba’s ediyor (uyandırarak yer yüzüne gönderiyor). Ayrıca Bakara /259 yüce Allah bir kulunu yüz sene öldürüyor sonra onu diriltiyor ve yeryüzüne ba’s ediyor / gönderiyor. Binanaleyh İsa aleyhisselamın yeryüzüne bas’ı ve nüzülü için mantıklarının duvarını aşan bir olay olmasından ötürü karşı çıkıyorlarsa, böylesi konularda mantığa değil, yani akla değil, nakli delillere başvurmanın doğru olduğunu bilmeliler.

        Şayet nakli delile yani Al-i İmran/55.ayetine dayanarak isa (as)ın kesin olarak öldüğünü ve yeryüzüne gönderilmeyeceğini söylüyorlarsa şu üç husustan dolayı kesin bir yargıya varmaları doğru değildir.

         1-Al-i İmran /55 ayetten herkesin ölümü gibi İsa’nın öldüğü anlaşılmamaktadır. Ayetin meali: “Hani Allah şöyle demişti: şüphesiz seni vefat ettiren, kendime kaldıran, küfürlerden temizleyen benim.” “Tefevvi”kelimesinden “mevt=ölüm” anlamını kesin bir şekilde çıkarmak doğru değildir. Zira “ tefevvi” ve türevlerinin sözcük anlamı “Kabz etmek, tas tamam ödemek” anlamlarına geliyor. Şöyle ki:

a)     ayette geçen “müteveffike” “teveffa” fiilinin ismi failidir yani “teveffi” işini yapan demektir. Anlamı yakalayıp kendine çeken. Araplar: “teveffa fulanun deynehu” derken “falan olcağını tas tamam aldı” demektir. Dolayısıyla İbnu Kuteybe “Fi garibil Kuran” isimli kitabında ayette geçen “müteveffike” kelimesini: “öldürmeden seni yerden yakalayıp alacağım” demektir, diyor.

b)    “teveffi” sözcüğü kuran da uyku haline de verilmektedir: “ O’dur geceleyin sizi vefat ettiren (uyutan), gündüzün ne elde ettiğinizi bilen. Sonra sizi o zaman uyandıran (ba’s eden)” El-en’am/60 Hem “mevte” hem de “nevme=uykuya” “teveffa” adı verildiği şu ayeti kerimeden anlaşılmaktadır: “ Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerinde uykuları esnasında teveffi eder, ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir....” Zümer/42

Görüldüğü gibi “teveffi” sözcüğü dil olarak bir şeyi tas tamam ele geçirmek, Kur’ani  bir kavram olarak ta hem ölüm hem uyku anlamlarına gelmektedir. İsa (as) için “mevt” sözcüğü değil de “teveffi” sözcüğünün kullanılması Calibi dikkattir.

Ayrıca Nisa/159’ da: “Kitap ehlinden hiç biri yoktur ki, O’na ölümden önce iman etmiş olmasın, Kıyamet gününde de onlara şahit olacaktır.” Ayette geçen “ölümden önce ifadesinde İsa (as) olduğu, İbn-i Abbas, Abdurrahman bin Zeyd, Ebu Hureyre, Hasan, Katade, Taberi ve İbn-i Kesir tarafından teyiden ifade edilmiştir.

         2-İsa (as)’ın  öldüğünü ve dünya ya inmeyeceğini kesin bir şekilde  söylemelerinin doğru olmadığını gösteren ikinci bir delil  de bu konuda rivayet edilen sahih hadislerdir. Hadisler:

_Ebu Hureyreden rivayet: Allah Rasulü buyurdu: Nefsimin elinde olan zata yemin ederim ki, yakında Meryem’in oğlu aranıza adil bir hakem olarak inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi indirecek, mal bol olacak, kimse onu kabul etmeyecek, tek bir secde dünya ve içindekilerden daha hayırlı olacak, sonra Ebu Hureyre dedi ki isterseniz “........Nisa/159 ayetini okuyunuz, dedi. Buhari-Müslim, Tirmizi

 “ Nasıl olursunuz? Meryem oğlu aranıza indiğinde imamınız sizden olduğu zaman.”

    -Abdullah bin Amrden rivayet: Allah Rasülü buyurdu:    “Ümmetim arasın da deccal çıkacak kırk kadar kalacak, bilmiyorum. Kırk gün mü, Kırk ay mı, Kırk sene mi?Allah Meryem oğlu İsa’yı gönderecek Urve bin Mes’ud’a benziyor. Deccal’ı arayıp bulacak onu öldürecek sonra insanlar yedi sene kalacak iki kişi arasında hiçbir düşmanlık olmayacaktır.” Müslüm.

    3-Önceki deliller: Kuvvetlendiren 3. bir hususta İsa aleyhisselamın Kıyamete yakın bir zamanda ineceğine dair ümmetin icmaya yakın bir ittifakla kabul etmeleridir. Akidevi bir mesele olmasa dahi, akaidle ilgili yazılan eserlerin hemen hemen hepsinde Kıyametin büyük alametleri arasında İsa’nın yeryüzüne inmesi zikredilmektedir. İslam alimleri hadis, tefsir,akaid külliyatlarında ilgili ayet ve hadislerde İsa (as)’ın inişi hakkında aksine fikir beyan edenler olarak değil, hadisler doğrultusunda inanç belirttiklerini görüyoruz.

      Bu Konuyu, akidevi bir mesele olarak telakki etmemekle beraber İbn-i Meryem İsa(as)’ın inişi ile ilgili sahih kabul edilen bunca hadisler karşısında, ölüm anlamına geldiği gibi, uyku ve benzeri anlamına gelen yani iki anlamada ihtimali olan Al-i İmran/155 alternatifli manayı muhtemel ayet muvacehesinde ve de ümmetin bu konudaki ittifaklı anlayışına ters bir anlayış serdederek bunu kesin bir dil ile reddetmelerini ilmi görmüyorum.Zira karşı çıkmalarını gerektirecek hiçbir kati delilleri yoktur. Sadece akılcılığın etkisinde kalarak, bazılarının Kabir hayatını veya ahiret hayatını akıl ve mantıklarının boyutunda ele alıp, O gayb hayatını dünyevi şartlar ve zarflar boyutunda sahih hadisler ve haberlere rağmen çözmeye ve yorum getirmeye çalışanlar gibi rasyonalizmin belasına uğramaktan başka bir şey olmasa gerek. İslami konularda bir şeyin leh ve aleyhinde kesin nass mütevatir haber yoksa ihtimalli ve ihtilaflı bir konu ise, bir tarafı ağırlıklı gelse bile, öbür tarafı kesin bir dil ile reddetmek, hele hele konu tamamen nakle dayanıyorsa asla doğru değildir.

      İsa aleyhisselamın nüzülü hakkında, bir çok sahih hadislerin bulunduğu, Al-i İmran /55, Nisa/159 ayetlerin işari manaları, bu konudaki ümmetin nerde ise icmaya yakın anlayışı karşısında menfi düşünmek değil, müsbet düşünmenin doğru olduğu kanaatındayım. Allah(cc) daha iyi bilir.

                                                                                   

                                                                                   Mehmet ALPTEKİN